Etkinlikler

Görmenin Ötesinde: Kentin ve Mekânın Dokunarak Okunabildiği Tasarım Serüveni

On dokuz yıl önce, okulda görev yapan görme engelli bir memurun çalıştığı odadan çıkıp koridorda başka odalara ya da tuvalete giderken duvarlara tutunarak yön araması, bende güçlü bir tasarım fikrinin ilk tohumlarını atmıştı. Mekânın okunabilirliğinin dokunsal ipuçlarıyla nasıl desteklenebileceğine dair bu erken gözlem, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki ilk dönem projemde yönlendirme fonksiyonuna sahip bir karo serisi tasarlamama vesile olmuştu. Aradan geçen uzun yıllara ve projemin numunelerini ürettiğim firmanın tasarımımdan esinlenen(!) bir karo serisini piyasaya sürmesine rağmen, bu fikir benim için hiçbir zaman kapanmadı. Aksine, doğru zamanı ve doğru bağlamı bekleyerek –farkında olmadan– sessizce olgunlaştı.
Yüksek lisans tezimin konusu olarak yeniden ele aldığım bu tasarım, tez yazım süreci boyunca daha da gelişerek nihai biçimine ulaştı. Yıllar sonra çalışmaya başlarken amacım, görme engelli bireylerin bir kenti ya da bir mekânı nasıl deneyimlediğini anlayabilmekti. Uzun süren bir ürün araştırma–geliştirme sürecinde; danışman hocam Prof. Yeşim Zümrüt, Çanakkale Seramik Karo Tasarım ve Ürün Geliştirme Müdürü Erdal Demirci, Ürün Geliştirme Yöneticisi Elif Alptekin, Çanakkale Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Nagihan Kekeç ve diğer dernek üyeleriyle birlikte yürüttüğümüz toplantılar, denemeler ve geliştirme aşamaları sonucunda iki farklı tasarım ortaya çıktı: Hissedilen Kent ve Seramikle Okunan Mekân
Hissedilen Kent, Çanakkale’nin zengin kültürel ve tarihsel izlerini seramik yüzeyler aracılığıyla dokunarak okunabilir bir dile dönüştürmeyi amaçlayan bir tasarım. Kabartmalar ve Braille harfleriyle oluşturduğumuz dokunsal yüzey, daha önce kamusal alanda denenmemiş zor bir anlatımı başarıyla hayata geçirdi. Bu tasarım, bizim için “kentin hikâyesi herkesindir” düşüncesinin somutlaşmış hâline dönüştü. Görme engelli arkadaşlarımız yıllardır duydukları objeleri ya da hikayeleri dokunarak zihinlerinde canlandırmış oldular.
Seramikle Okunan Mekân, farklı bir ihtiyaçtan doğdu: güvenli hareket, mekânsal yönlendirme ve tarif edilebilir bir çevre oluşturma arzusu. Bu tasarımda, bir mekânın kendine ait dokunsal bir dile sahip olabileceğini; sadece gözle değil, elle de okunabileceğini göstermek istedik. Çanakkale Belediyesi Yeşil Yerel Yönetim Binası’nda uygulanan tabelalar, endüstriyel yöntemlerle üretilmiş Braille birim karolarıyla bu yaklaşımın somut bir örneğini oluşturuyor. Üretim teknolojisi, ölçü birimleri ve kullanılan malzeme açısından bu karolar, dünyada ilk kez endüstriyel üretim tekniklerinin bu ölçekte ve bu işlevle bir araya getirilmesi bakımından öncü bir nitelik taşıyor. Böylece hem kamusal yapının erişilebilirlik kapasitesini güçlendiren, hem de seramiğin dokunsal bir bilgi taşıyıcı olarak nasıl yeniden tanımlanabileceğini gösteren yenilikçi bir uygulama ortaya çıkmış oldu.
Bu projeleri Cumhuriyet Meydanı ile Yerel Yeşil Yönetim Binası’na uygulanması konusunda paydaşlık yaparak görme engelli bireyler için farkındalık oluşturan Çanakkale Belediyesi’ne teşekkürlerimi içtenlikle sunarım.